Ayşen6.1.2025 08:30Adile NAŞİT anlatıyor:
"'Bizim Aile' filminin çekimlerindeydik...
Halit AKÇATEPE ile Münir ÖZKUL,
Aralarında konuşup gülüşüyorlardı.
Tarık AKAN da;
Oturmuş bir köşeye,
Dalıp dalıp gidiyordu...
Yanına gittim...
Çorba içme saatiydi,
Çorba içtik ve
-Hayırdır... dedim.
-Neyin var?
-Yok bir şeyim, dedi.
Üsteledim...
Zor da olsa anlatmaya başladı:
"Mühendislik fakültesindeyken;
Okula yakın bir yerde,
Bir matbaacı arkadaşım vardı...
Cebinden kitaplar basar,
İnsanlar okusun diye uğraşırdı...
Bugün gelirken ona rastladım,
İşleri bozulmuş.
Kapatmak zorunda kalacakmış dükkânı" dedi...
Çekimler iyi gidiyordu,
Münir'in yanına gittim.
Durumu anlattım...
Yevmiye usulü çalışıyorduk.
Münir, bunu epey dert edindi.
Hani o can alıcı sahne var ya:
Münir'in o güzel tiradı.
Saim Bey' in kapısından içeri girer,
"Sen değil, ben büyüğüm, ben..." diye noktalar...
İşte o sahnede,
Herkesin eli ayağı buz kesti.
Yarım saat bir sessizlik oldu...
Gün bitti, yevmiyeler dağıtıldı.
O gün ne olduysa,
Hepimiz 3'er yevmiye aldık.
Münir 10 yevmiye almıştı...
Herkes aldıklarını bir araya getirdi topladık
ve Tarık AKAN'a uzattık...
Kabul etmedi...
Zorla kabul ettirdik...
Matbaadaki işler düzelene kadar,
Her gün biraz daha destek olduk...
Bugün,
Tarık'ın vesilesi ile o matbaa halen çalışıyor
ve geçtiğimiz gün,
20 bin adet kitap basıp,
Tüm ülkedeki okul kütüphanelerine yolladı..."
Adile NAŞİT - 21.06.1985
Kitabın adı ne miydi?
NUTUK.....
"Dostum dostum,
Güzel dostum.
Bu ne beter çizgidir bu?
Bu ne çıldırtan denge?
Yaprak döker bir yanımız,
Bir yanımız bahar bahçe..."
O güzel insanlar mı?
O güzel atlara binip gittiler...
Ruhları şâd olsun...
Saygı, özlem ve minnetle...
Alıntıdır.
Okurken gözlerim doldu ve sizlerle de paylaşmak istedim. Gerçekten eski dediğimiz, o eski kuşakların insanları, Yeşilçamın sanatçıları, o günler deki, dostluklar, insanlık herşey bir başka güzelmiş... Şimdi okurken bile insanın içi, o güzellikleri, iyilikleri özlüyor.